Ekonomik krizin gölgesinde, sahte seçmen kayıtları ve iktidarın hiçbir hukuku tanımayan kara propagandaları ile başlayan bir seçim daha tartışmalarla sona erdi.

Türkiye halkının AKP’den kurtulma inadı ve iradesinin damga vurduğu seçim sonuçları iki açıdan önem taşıyor.

Birincisi iktidarın, bir şekilde son dakika hırsızlığı yapmayı denediği ama beceremediği İstanbul dahil tüm önemli merkezleri kaybetmesi oldu. İktidar önemli merkezlerin yanı sıra bir süredir hukuksuz bir biçimde kayyumla yönettiği belediyelerin önemli bir bölümünü de kaybetti.

İkincisi ve uzun vadede çok daha önemlisi ise Ovacık’ta başlayan deneyimin, sosyalistler tarafından yürütülen halkçı belediyecilik pratiğini Dersim Merkez’e taşıma fırsatı yakalayacak olması. İktidar cephesi çalkalanırken, başka ve gerçek bir umut da geleceğe yürümeye çalışıyor.

Ayrıca Rabia Naz cinayetinin üzerinin kapatılmaya çalışılması ile gündeme gelen Giresun Eynesil belediyesini AKP’nin kaybetmesi, halkın bu cinayetin üstüne gitmekteki kararlılığı da not edilmelidir.

Özellikle Ankara’nın ve İstanbul’un kaybı, AKP’nin rant paylaşımına dayalı yapısına zarar verecek ve bir çöküş ihtimalini artıracak gibi görünüyor. Ancak AKP’den alınan belediyeler için asıl turnusol kağıdı AKP döneminin rantçı politikalarının devam edip etmeyeceği ve 25 yıllık yolsuzluk dosyaları karşısındaki tutumları olacaktır. Oylarıyla AKP’yi gönderenler bu başlıkların takipçisi olmalı, AKP zihniyetinin başka bir biçimde devam etmesine izin vermemelidir. Eğer halk sıkı bir takip yürütmez ise yeni belediye başkanlarının iktidarın tehditlerine aldırmayacağı ya da rant paylaşımı tekliflerini reddedeceği asla beklenemez.

Özellikle seçim ekonomisinin sona ermesi ile birlikte halkın ve emekçilerin sırtına binecek yükün artacağı ise bilinen bir gerçek. Egemenler bu dönemde emekçileri değil sermayeyi kurtarma derdine düşecek. Bu nedenle AKP’nin belediyeler eliyle yapmış olduğu tahribatın hesabının sorulması ve dayanışmacı pratiklerin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor.

İşte bu dönemde bir yandan AKP karşıtı mücadelede kararlılığı sürdürmek bir yandan da Dersim’den seslenen dayanışmacı pratiğe omuz vermek, Türkiye’nin tek ve gerçek kurtuluşu anlamına gelen sosyalist geleceğe odaklanmak gerekiyor.

AKP’den tamamen kurtulma umudunu, eşit ve özgür bir gelecek kurma iradesi ile birleştirmek gerekiyor.