Üniversite Bülteni

Pandemide Üniversiteli Olmak

FKF Genel Başkanı Şevket Çavuşoğlu​

Sadece ülkemizi değil bütün dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını hayatımızın her alanını fazlasıyla etkiliyor. Böyle bir salgın dönemi içerisinde yeni eğitim öğretim dönemi başlamış oldu. Peki ya biz, bu yeni eğitim öğretim dönemine başlayabildik mi?

Bu sorunun yanıtını sona bırakalım ve salgın dönemi ile alakalı yaşadıklarımızı kısaca hatırlayalım. Sağlık Bakanlığı tarafından ilk vaka 11 Mart’ta açıklandı ve sonra eğitim öğretime ara verildi. Plansızlık nedeniyle daha ilk haftadan öğrencilerin KYK yurtlarından deyim yerindeyse yaka paça atılmasına, özellikle büyük şehirlerin otogarlarında izdihama varan tabloların oluşmasına hepimiz şahit olduk. Hepimiz salgının durdurulması için alınacak tedbirleri beklerken yine tam da bu zamanlarda yapılan açıklamalarla ve yürürlüğe konan ekonomi paketiyle iktidarın tüm salgın boyunca öğrencileri, emekçileri ve halkı koruyacak tedbirleri değil patronları koruyacak ve hatta onların kârını sürdürecek önlemleri seçeceği de anlaşılmış oldu.

İnsanların hayatını kurtarabilmek için kendi hayatlarını ortaya koyan sağlık emekçilerine yeterli koruyucu ekipmanlar verilemezken; hastalıktan korunmak için tüm toplumun temel ihtiyacı haline gelen maskeler haftalarca halka dağıtılamazken salgının en başında süreci yönetme beceriksizliğini ortaya koyan iktidar, online eğitime geçileceğini duyurduğunda büyük bir plansızlık ve altyapı sorununun yaşanacağını tahmin etmek zor değildi. Nitekim 16 Mart’ta yapılan açıklamada üniversitelerin 3 haftalık bir araya gireceği söylenmesine rağmen 23 Mart tarihinde ani bir karar ile uzaktan eğitim başladı. Eğitim başlar başlamaz Ankara Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi gibi birçok üniversitede “erişim sorunları” ortaya çıktı. Üniversitelerin teknik altyapısı sağlanmadan, öğrencilerin dersler ile ilgili materyallere erişimi organize edilmeden ve bütün öğrencilerin uzaktan eğitim programına katılımını sağlayabilecek teknolojik ekipmanlara sahip olup olmadığı araştırılmadan alınan bu kararın “yapmış olmak için yapmaktan” başka bir anlam ifade etmediği çok açık. Zaten fiyaskonun büyüklüğü uygulama başlar başlamaz anlaşılınca , YÖK tarafından yapılan bir açıklamayla gerekli teknik altyapıya sahip olmayan üniversitelilerin istekleri doğrultusunda kayıtlarını dondurabilecekleri söylendi. Durumun ne kadar içler acısı olduğunu böylece bir kere daha görmüş olduk. Devlet bu açıklamayla açık açık “paran varsa oku, yoksa okumana gerek yok” demiş oldu.

Online olarak yapılan sınavlardan uzun uzun bahsetmeye gerek bile yok. Kamera-mikrofon dayatmasından tutalım da sınav sırasında yaşanan sistem çökmeleri ve bunların bütün sorumluluğun öğrencilere yüklenmesiyle iktidarın beceriksizliğinin ve eşitsizliğin bedeli bizlere ödetildi. Daha kötüsü online eğitimin başlamasının üstünden yaklaşık 6 ay geçmesine rağmen yeni dönemde de aynı sorunların devam ettiğini görüyoruz. Yaz dönemine girerken turizm patronlarının kârını korumak için yapboz gibi oynanan sınav tarihleri ve milyonlarca öğrencinin gelecek planlarının hiçe sayılması iktidarın eğitim politikalarının iflasını ortaya koymaya yeten bir başka örnek.

Sadece üniversiteler de değil, ortaokullar ve liseler içinde de ne yazık ki durum aynı. Eğitim-Sen tarafından 4 Eylül tarihinde hazırlanan “Salgın Günlerinde Uzaktan Eğitim Çalıştayı” sonuç raporunda “EBA üzerinden yürütülen canlı derslere katılım, birçok okulda yüzde 15-20 dolaylarında kalmıştır. Öğrencilerin dersleri izlemek için gerekli teknolojik donanım ve internetten yoksun olmaları eşitsizliklere yol açmış, anayasal bir hak olan eğitim hakkı kullanılamaz hale gelmiştir” ifadeleri yer aldı. EBA yayınına erişmek için babasıyla çatıya çıkan Çınar Mert’in ölümü, internet paketi bittiği için derse giremeyen, evdeki tek akıllı telefonu ya da televizyonu kullanmak zorunda oldukları için ancak dönüşümlü olarak derse girebilen öğrenciler sadece medyaya yansıyan örnekler olsa da tüm emekçi evlerinde aynı eğitim krizinin yaşandığını biliyoruz.

Yeteri kadar hafıza tazelemesi yaptığımızı varsayarsak giriş kısmındaki soruya geri dönebiliriz. Öğrenciler olarak yeni eğitim öğretim dönemine gerekli imkanların sağlandığı koşullarda başlayabilirdik ama hayır başlayamadık. Bilimsel, nitelikli, eşit ve parasız eğitim hakkının gereklerinin sağlanmadığı koşullarda öğrenciler bu döneme başlayamayacak. Peki ilkokullarda, ortaokullarda, liselerde, üniversitelerde okuyan milyonlarca öğrenci nitelikli ve adil bir şekilde nasıl eğitim alabilir? Yazıyı sonlandırırken bu soruya yanıt vermek için Fikir Kulüpleri Federasyonu tarafından 2019 Şubat ayında başlatılan İtirazım Var çalışmasında yer alan talepleri tekrar hatırlatmakta yarar var:

1) Eğitim her düzeyde, herkes için eşit ve tamamen parasız olmalı.

2) Tüm üniversite öğrencilerinin KYK borçları silinmeli ve tüm öğrencilere her ay karşılıksız olarak eğitim katkısı verilmeli.

3) Tüm öğrencilerin sağlıklı ve parasız beslenme hakkı karşılanmalı.

4) Tüm öğrencilere güvenli barınma hakkı ücretsiz olarak sağlanmalı.

5) Tüm öğrenciler için ulaşım ücretsiz olmalı.

Bu talepler yerine getirilmeden bahsettiğimiz sorunun cevabı aynı olacak. Öğrenciler olarak bu taleplerin yerine getirilmesi ve gerçekten eşit koşullarda uygulanmasının sağlanması için yapmamız gereken en önemli şey, taleplerimiz doğrultusunda hareket etmek ve örgütlenmek olmalıdır. Örgütlü bir şekilde verilen mücadelelerin farklı farklı üniversite ve kampüslerde ne kadar olumlu sonuçlar doğurabileceğini yüzlerce kez deneyimledik. Kendi üniversitemizde, ülkemizin bütün üniversitelerinde kazanmak için mücadeleye…

Bazı üniversite kulüp ve topluluklarına aşağıdaki soruları yönelttik.

  1. Topluluğunuzu/kulübünüzü bize kısaca tanıtır mısınız?
  2. Salgın döneminde topluluk/kulüp işleyişini nasıl devam ettiriyorsunuz?
  3. Topluluk/kulüp olarak yürüttüğünüz faaliyetlerden kısaca bahseder misiniz?

Bilkent Sosyalist Düşünce Topluluğu

  1. Sosyalist Düşünce Topluluğu, Bilkent Üniversitesi’nde uzun süredir aktif olan öğrenci topluluklarından bir tanesi. Aslında topluluğun amacı sosyalizm ekseninde fikri tartışmalar yapmak ve bu tartışmaların gerçekleşmesine olanak sağlayacak etkinlikler düzenlemek.

  2. Geçtiğimiz dönem ortasında okulların aniden tatil edilmesiyle birlikte bizim de işleyişimiz kesintiye uğradı kaçınılmaz olarak ve ne yazık ki dönemin geri kalanı oldukça verimsiz geçti bizim için. Bu dönem içinse okul öğrenci topluluklarının etkinliklerine çevrimiçi olarak devam etmesi kararı aldı. Bilkent Üniversitesi’nde dersler Zoom platformu üzerinden işleniyor ve biz de etkinliklerimiz için bu platformu kullanıyoruz. Çevrimiçi etkinlik yapmaya adapte olma sürecimiz hala devam ediyor. Hedefimiz pandemi öncesi dönemde olduğu gibi daha sık etkinlik düzenler hale gelmek.

  3. Sosyalist Düşünce Topluğu kampüsteki etkinlik panolarına baktığınızda sıkça göreceğiniz bir topluluk, bu dönem okula etkinlik afişi asamıyoruz maalesef. Dönem içinde düzenlediğimiz etkinlikler genelde konferans, kitap/dergi tartışması, film gösterimi gibi formlarda oluyor. Tabi ki belirttiğim gibi bu etkinliklerin hepsinin ana amacı sosyalizm üzerine konuşmak, düşünmek ve mücadeleyi yaymak.

Bilkent Kadın Çalışmaları Topluluğu

  1. Biz Bilkent Kadın Çalışmaları Topluluğuyuz. Amacımız toplumsal cinsiyet eşitliği hakkında daha fazla insanı bilgilendirmek ve daha fazla insana ulaşarak bu eşitliği sağlamak. Hedefimiz üniversitedeki öğrencileri de aktif bir şekilde dayanışma içerisine dahil etmek.
  2. Covid-19 sebebiyle tanışma toplantımızı online yapmak zorunda kaldık, bu da yüz yüze tanışmaktan elbette farklı oldu. Fakat bütün bu koşullar göze alındığında başarılı bir toplantı olduğunu söyleyebiliriz. Bilkent’in yarı online sistemi yüzünden ne yazık ki herkesin uygun olduğu bir gün ve saat bulmak mümkün olmadı. Bu sebeple toplantıya katılamayan çok öğrenci oldu. Katılamayanlar daha sonradan sosyal medya üzerinden iletişime geçip dayanışmanın bir parçası olmak istediklerini dile getirdiler ve bir tane daha tanışma toplantısı yapılması talebinde bulundular. Kısacası ders saatleri etkinliklerimizi zorlaştırıyor, insanlar ne kadar hevesli olsa da çoğu zaman katılamıyor.
  3. Bu dönem için geçen sene ilk kez düzenlediğimiz Feminizm-101 isimli altı tane seminerden oluşan etkinliğimizi devam ettirme kararı aldık. Bunun yanı sıra belli haftalarda, özel günlerde, belli konularda alanında uzman konuşmacılarla konferanslar, söyleşiler düzenliyoruz. Beş senedir şubat ayında Kadın Zirvesi düzenliyoruz, bu sene etkinliği online planlıyoruz.

Atılım Üniversitesi İlerici Fikir Topluluğu

  1. Atılım Üniversitesi İlerici Fikir Topluluğu, toplumun ve buna bağlı olarak öğrencilerin yaratıcı olmasını, insanların psikososyal ve sosyopolitik ilerleyişini sağlamak amacında olan topluluktur. İnsanların barış içinde yaşadığı şiddetin olmadığı, eşitliğin olduğu bir ülke hayal eder. Salt hayal etmekle kalmaz bunun için yollar arar, saptamalar yapar. Bu saptamaları paylaşır. Aynı düşüncedeki aydın insanların kendini ifade etmesine yardımcı olur.
  2. Salgın döneminde etkinliklerimize ve toplantılarımıza online devam ediyoruz. Kampüs içinde olduğu kadar etkileşim alamaması sebebiyle de bunları olabildiğince kaydetmeyi ve mecralardan paylaşmayı hedefliyoruz.
  3. İlerici Fikir Topluluğu üyeleri olarak toplumu ileriye taşıyacak, aydınlatacak her düşünceyi tartışabilmeyi amaç edindik. Bu doğrultuda kitap tartışmaları, sinema izleme tartışmaları ya da güncel durumlar üzerinden çıkarımlarda bulunarak fikir alışverişine zemin yaratan faaliyetler düzenlemeye gayret ediyoruz.

Ankara Üniversitesi Sosyalist Düşünce Topluluğu

  1. Ankara Üniversitesi Sosyalist Düşünce Öğrenci Topluluğu, Siyasal Bilgiler Fakültesi-Mülkiye’de 2013 yılında kurulmuştur. Topluluğumuzun amacı sosyalist düşünceyi; akademik bir düzlemde siyasi, ekonomik ve sosyolojik bağlamlarıyla incelemektir. Bu amaca ulaşmak için bilimsel, eğitsel ve sanatsal etkinliklerde bulunuyoruz. Etkinliklerin planlanmasını topluluk üyeleriyle hep birlikte yapıyoruz. Sosyalist Düşünce Topluluğu sadece sosyalist öğrencilerin değil, sosyalizmi öğrenmek isteyen ya da kendisini sosyalist düşünceye yakın gören bütün öğrencilerin birlikte hareket ettiği bir topluluk.
  2. Yüz yüze gelmememizin mümkün olmadığı bu günlerde discord üzerinden toplantılar yapıyoruz, çeşitli sosyal medya platformları üzerinden hocalarımızla söyleşiler yapıyoruz. Geçen dönem Emel Memiş Parmaksız hocamızla beraber “Pandemi Kadın Emeğini Nasıl Etkiledi?“ başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdik. Önümüzdeki günlerde de farklı konularda okuma atölyelerine ve çeşitli online etkinliklere başlayacağız.
  3. Sosyalizmi anlamak için çeşitli kitapları ve makaleleri okuyoruz, okuduklarımızı birlikte tartışıyoruz. Gündemi de takip edip, çeşitli gündem tartışmaları yapıyoruz. Hocalarımızla bu dönem online platformlar üzerinden yaptığımız etkinlikleri pandemiden önceki dönemde yüz yüze yapıyorduk. Tiyatro sezonunu ve vizyondaki filmleri takip ediyoruz, müze gezileri düzenliyoruz. Birlikte hepimizin ortaklaşa karar verdiği tiyatro oyunlarına ve sinema filmlerini izlemeye gidiyoruz.

Hacettepe Üniversitesi Kitap Topluluğu

  1. Topluluğumuz ”Okumak Aydınlatır” mottosuyla 2014 yılında Hacettepe Üniversitesi’nde kurulmuştur. Atölyeler dahilinde etkinlikler yaparak kampüs içerisinde ve dışarısında toplumsal yaşama, sanata ve halk sağlığına dair tartışmalar yürütmektedir. Atölyeler zaman zaman üyelerin ilgi ve ihtiyacına göre artırılmaktadır. Şu anda aktif olan atölyelerimiz ise şunlardır: Toplumsal Cinsiyet Atölyesi, Siyaset Atölyesi ve Edebiyat Atölyesi. ”Cebimizde öğrenci kartından başka ortak şeyler olsun diye…” diyerek Ayraç isimli bir dergi çıkardık. Bu dergi içerisinde üyelerimizin yazdığı ve bize ulaştırdığı yazılardan meslek odaları ve sendikalarda aktif hocalarımızın röportajlarına kadar içerik bulabilirsiniz.

  2. Salgın döneminde sosyal medya gruplarımızı daha aktif hale getirerek iletişimi devam ettiriyoruz. Yeni dönem tanışma etkinliğimiz de dahil diğer tartışma etkinliklerimizi hesabımızda paylaştığımız Discord kanalından gerçekleştiriyoruz. Ses kanalları üzerinden kitap ve gündem tartışmalarımızı yapabiliyoruz. Kitap seçimleri ise yine sosyal medya hesaplarımızdan üyeler tarafından seçiliyor. Oluşturulan anketler kapsamında belirlenen kitap tüm üyelere duyurulduktan sonra Discord kanalımıza geçiş yapabiliyoruz.

  3. Kampüste bulunan topluluk odamızdan başlayarak Ankara’nın tiyatrolarına, kitap kafelerine ve müzelerine taşıyoruz. Devlet ve sanat tiyatrosuna gelen oyunlara aldığımız toplu biletlerle hep beraber oyunu izleme ve tartışma imkanı bulabiliyoruz. Kitap kafelerde sinema ve belgeselleri takip edip üzerine konuşuyoruz. Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun başlattığı dayanışma kampanyalarına dayanışmayı büyütmek adına katılım sağlıyoruz. Yılbaşı’nda, Ankara bulunan Ovacık mahallesinde Fikir Kulüpleri üyeleriyle dayanışmayı örüyoruz. Yanı başımızda bulunan Ulucanlar Cezaevi Müzesi’ni gezip, döneme ilişkin yazıları, kitapları, belgeselleri inceleyebiliyoruz. Bu müzede ise ”Deniz’lerin arkadaşı” olarak bilinen Tuncay Çelen’i dinleme fırsatı da yakalıyoruz.

Perspektif İTÜ

Perspektif dergisi okulumuzdaki üretim kıtlığını kabul etmeyen ve buna çözüm arayanların dergisi. Üniversiteler ülkenin en direngen kurumları. Üniversiteliler de henüz iş hayatına girmedikleri ve kendilerini geliştirebilecekleri eğitim kurumlarında bulunduklarından yarı-aydın bir tipolojiye sahip insanlar. Bu kavramın hakkının verilebilmesi için öğrencilerin bir araya gelerek okullarında düşsel üretimlerde bulunmaları gerekiyor. Üniversitemizde öğrencilerin birlikte çalışmalar yapmasının önünde ciddi engeller bulunuyor.

Bizler bu engelleri kaldırmak için Perspektif Dergi’de üretimlerde bulunuyoruz.

Pandemi sürecinde yazılarımızı sitemizde yayınlamayı planlıyoruz, ayrıca düzenli toplantılarla yeni üretebileceğimiz içeriklerin neler olabileceğini tartışıyoruz. Çok çeşitli alanlarda üretmeye çalışıyoruz, dergimizde gezi yazısından şiire, bilimden kültür-sanata kadar birçok alanda yazdığımız yazıları yayınlıyoruz.

Bunun yanında çok önemsediğimiz bir şey ise üniversite öğrencisinin gündemdeki olaylara karşı bilimden, emekten ve insandan yana tavır alması gerektiği. Bunun için söz söylemek ihtiyacı hissettiğimiz gündemlerde konu ayırmaksızın yazılarımızı veya edindiğimiz bilgileri paylaşıyoruz.

İstanbul Üniversitesi ÖKM Tiyatro Kulübü

  1. İstanbul Üniversitesi ÖKM Tiyatro Kulübü 1990 yılında Öğrenci Kültür Merkezi’nin açılmasıyla çalışmalarına başlamıştır.1999 yılından itibaren ÖKM Sahnesi adını alan topluluk 1995–1996 yılından itibaren düzenli bir kadro örgütlenmesi içerisinde ürünlerini seyirciyle buluşturmaya devam etmektedir. Egemen sanat anlayışına karşı duran grup tiyatroya emek veren herkesin tiyatro yapabileceğini düşünmektedir. Teatrallikle kollektifliği birbirinden ayırmayan topluluk tiyatronun birçok alanında çalışmalar sürdürmektedir. Grup kendi içinde deneyim aktarımı yöntemini izleyerek grup içi gelişimini sağlar. Tiyatro faaliyeti içerisinde seyircilere yer gösteren, ışık yapan ve sahne üstünde oyuncu olarak bulunan bütün kişilerin verdikleri emeğin değerinin eşit olduğunu düşünen ve bunu ‘tiyatro işçisi’ kavramıyla açıklayan topluluk prodüksiyon faaliyetlerini grup çalışması mantığıyla yürütür. Sanatsal faaliyetleri sadece elit bir azınlığın yapabileceği ve seyredebileceği kodlamasının karşısında olan topluluğumuz Türkiye ve üniversite gündemine duyarlı kalarak ve estetik seviyeyi ön planda tutarak çalışmalarını sürdürür.
  2. Her yıl bir sonraki döneme kalma kararı alan topluluk üyeleri ile birlikte yaptığımız yaz çalışması sürecini bu yıl da devam ettirdik. Bu süreç içerisinde farklı atölyeler aldık ve sahne üzerinde kendimizi geliştirmek için uğraştık. Yaz çalışması sürecini bitirdikten sonra ise yeni üyelerimizle sosyal ağ üzerinden iletişime geçerek çalışma yürütüyoruz. Bu çalışma içerisinde tiyatroya dair okumalar yaparak kendimizi geliştiriyoruz. Bu okumalar sanat tartışmaları, tiyatro tarihi, ekoller üzerine. Bunun haricinde metin çalışmaları, dramaturji, yapıyoruz.
  3. Normal süreç içerisinde her yıl düzenli olarak prodüksiyon oyununa hazırlanıp sergiliyorduk bunun yanı sıra amatör tiyatro şenliği yürüterek farklı ekiplerinde yaptığı bu şenliklere katılım sağlıyorduk. Bu süreçte atölyeler alıyor ve oyun izlemeye de özen gösteriyorduk. Şuan içerisinde olduğumuz pandemi süreci dolayısıyla bu faaliyetler sürecin askısına alınarak çevrimiçi çalışmaların ilerlemesi yönünde devam etmektedir.

Yıldız Teknik Üniversitesi Felsefe Topluluğu

    1. Topluluğumuzu tanıtabilmemiz için bize güzel bir imkân verdiniz. Öncelikle bunun teşekkür ederiz.Teknik bir üniversite deyince insanların aklına genellikle sadece mühendislikle veya sayısal bilimlerle uğraşan öğrenciler ve yalnızca bu alanlara yönelmiş bir üniversite geliyor.Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Sanat ve Tasarım, Eğitim, İİBF gibi fakülteler bulunsa da ağırlıklı eğitimin mühendislik üzerine olduğunu söyleyebiliriz. Ama sayısal öğrencilerinin yalnızca mesleki alanlarıyla veya sayısal bilimlerle ilgili olmaları beklenemez. Biz, hangi meslekten veya hangi sosyal yapıdan gelirse gelsin her insanın az çok sosyal bilimlerle özellikle de felsefeyle ilgili olması gerektiğini düşünüyoruz. Felsefenin hayattan kopuk bir bilgiler ve terimler yığını olduğu fikrine katılmıyor, felsefenin hayatı ve dünyayı anlamlandırmak adına çok önemli bir uğraş olduğuna inanıyoruz. İnsanın, toplumun, dünyanın ve evrenin anlamı ve işleyişi üzerine hiç düşünmemiş bir kişinin hayatı kavrayamayacağını ve klişedir, büyük resmi göremeyeceğini düşünüyoruz. Yaşamı hiç anlamaya çalışmamış, hiç bunun üzerine düşünmemiş, sorgulamamış bir insanın hangi işle meşgul olursa olsun, hangi yaşam tarzını benimsemiş olursa olsun günü birlik yaşamaktan kaçınamayacağına inanıyoruz. Günü birlik düşünen, günü birlik yaşayan bir insanın ise en nihayetinde robotlaşmaktan kurtulamayacağını ve deyim yerindeyse insan olma vasfını kaybedeceğini düşünüyoruz. Bunun için arkadaşlarımıza gelin hep beraber insan, toplum, yaşam ve evren üzerine düşünelim, okuyalım, sorgulayalım ve tartışalım diyoruz. Bu saydığımız düşünsel eylemler insanı insan yapan eylemlerin başında yer alıyorlar. Burada bizlere robotlaşma yolunu değil insanlaşma yolunu seçmek kalıyor. Bu dönem için üye alımlarımızın sona erdiğini, topluluğumuza katılmak isteyenlerin bahar döneminin başında topluluğumuza katılabileceklerini de belirtmek isteriz bu arada.
    2. Pandemi başladığı zaman okullar kapandığında biz de ne yapacağımızı şaşırmış ve etkinliklerimize ara vermiştik. Çok olağanüstü ve geçici bir dönemden geçiyorduk. Bu nedenle geçtiğimiz bahar dönemini pek bir etkinlik yapamadan geride bıraktık. Ama bu olağanüstü dönem uzadıkça ve bu olağanüstülük durumu olağan bir hâl aldıkça biz de bu duruma alıştık ve mecburen adapte olduk.İçerisinde bulunduğumuz döneme planlarımızı göz önünde bulundurursak iyi bir başlangıç yaptığımızı söyleyebiliriz. Normalde Ortabahçe’de ve Yabancı Diller binasında stand açarak üye alımı yapıyorken bu dönemin başında sosyal medyadan kendimizi tanıtarak ve çevrimiçi bir form yoluyla üye ön alımlarımızı gerçekleştirdik. Etkinliklerimiz için ise yardımımıza sesli ve görüntülü konferans görüşmeleri gerçekleştirebildiğimiz çeşitli çevrimiçi platformlar yetişti. Felsefe Topluluğu olarak asıl işimiz konuşmak, tartışmak üzerine olduğu  için etkinliklerimizin gayet verimli geçtiğini ve bu çevrimiçi platformların bize yeterli geldiğini söyleyebiliriz. Tabii ki hiçbir çevrimiçi platform Yıldız’da, Davutpaşa’da yüzyüze, birarada olmanın yerini tutamaz ama içinde bulunduğumuz bu olağanüstü durumu en yüksek verimle  ve en az kayıpla geçirmeye çalışıyoruz.
    3. Topluluk olarak faaliyetlerimizin üç temel etkinlik dizisi çevresinde geliştiğini söyleyebiliriz. Bu etkinliklerin içeriğini ise tepeden inmeci bir anlayışla değil, olabildiğince bütün üyelerimizi sürece dahil ederek, birlikte kararlar alarak belirlemeye çalışıyoruz. Üç temel etkinlik dizisine gelirsek bunlardan ilki hemen hemen her hafta yaptığımız “Nedir Bu Yaşamak?” adlı tartışma toplantısı. Bütün üyelerimizi sürece dahil ederek birlikte çeşitli felsefi konu başlıkları belirledik. Hemen hemen her hafta bu felsefi konu başlıklarından bir tanesini seçiyor ve bu başlık üzerine konuşuyor, tartışıyor, fikirlerimizi birbirimizle paylaşıyoruz.

Eskişehir İlerici Fikir Topluluğu

  1. İlerici Fikir Topluluğu, 2018 yılında kurulmuş olan, Eskişehir’de üniversite okuyan öğrencilerin bu konuları tartışabilecekleri zemin sunan ve belli periyotlarla kültür, sanat, teori ve siyaset tartışan bir fikir kulübüdür.
  2. Yüz yüze gelemediğimiz pandemi şartlarında etkinliklerimiz ve toplantılarımız seyrekleşti fakat belli gündemlerde tüm İFT üyelerinin katkı koyabileceği “Orenda” isimli bir fanzinimiz düzenli olarak çıkıyor bu fanzin üzerinden çeşitli çalışmalar sürdürüyoruz.
  3. Orenda fanzinde ayın konusuna ve barındırdığı gündemlere paralel şekilde çeşitli yazı ve şiir derlemeleri hazırlıyoruz, bunun yanında düzenli periyotlarla bir konu başlığı üzerinden tartışmalar yürütüyor, İFT olarak çeşitli film ve tiyatro gösterilerine gidiyor bunlar üzerine tartışmalar gerçekleştiriyoruz.

Galatasaray Üniversitesi Tiyatro Topluluğu

Galatasaray Üniversitesi Tiyatro Topluluğu, Galatasaray Üniversitesi’nin açılmasından bir sene sonra, yani 1994-1995 döneminde kuruldu. Her sene ekim ve aralık ayları arasında haftada iki gün olmak üzere atölyelerimiz olur. Atölyenin yönetimini yine içimizden birileri üstlenir. Atölye sürecinin sonunda, oyun yönetmek isteyen kişiler oyunlarını sunar, bir oylama doğrultusunda seçilen oyunlar senenin devamında sahnelenmeye hazır bir hale getirilerek oynanır.

Pandemi döneminde fiziksel olarak hiçbir faaliyet yürütmedik. Şu anda atölyelerimizi Zoom uygulaması üzerinden haftada bir gün olacak şekilde gerçekleştirmekteyiz. Teorik çalışmalar, ses-nefes egzersizleri- diksiyon çalışmaları ve çeşitli doğaçlamalar üzerinden atölyelerimizi sürdürmekteyiz.

Salgından önceki dönemde bir senemizi iki döneme ayırıyorduk. İlk dönemde haftada iki gün dörder saat atölye çalışması yapıyor, dönem bittiğinde Genel Kurul düzenleyip ikinci dönemde sahnelenecek oyunları seçiyor, takip eden dönemde de provalara başlayıp nihayetinde oyunlarımızı sergiliyorduk. Şu an pandemi dolayısıyla bu dönemi online olarak tamamlayacağız ve önümüzdeki dönem nasıl bir uygulama yapacağımıza daha sonra karar vereceğiz.

Dokuz Eylül Üniversitesi Yerleşke Dergisi

Yerleşke Dergisi, 2015 yılında çıkardığı ilk sayısıyla yayın hayatına başlamıştır. Yerleşke, Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencilerinin ortak üretimidir. Farklı kampüslerden, fakültelerden, bölümlerden bir araya gelen Dokuz Eylül öğrencileri ortak üretim yapmaktadır. Yayın faaliyetine başladığı ilk günden itibaren ortak bir üniversite kültürü oluşturmaya çalışan okul kültürüne katkı koyan Yerleşke, yaptıklarıyla sadece bir dergi olarak değil topluluk olarak hareket etmektedir. Yerleşke üyeleri kendilerini Yerleşke Ailesinin parçası olarak görmektedirler. Toplamda 6 sayı, onlarca etkinlik, buluşma, toplantı yapan Yerleşke, Dokuz Eylül’ün tek öğrenci dergisi olmakla övünüyor. Pandemi döneminde “Ekonomi” temasıyla sayı çıkaran Yerleşke Ailesi, başta son sayısı olmak üzere ve bazı eski sayılarını online olarak ücretsiz erişime sundular. Yeni dönemde de dergiyi çıkarmaya devam edilecek ve online etkinlikler planlanacaktır. Kısa süre içerisinde yeni üretimlerle göreceğiz Yerleşkeyi.

İstanbul Tıp Fakültesi Tiyatro Topluluğu

1983 yılında İstanbul Tıp Fakültesi Tiyatro Topluluğu adı altında kurulmuş olan topluluğumuz bu sene 37. yılını dolduruyor. Bütün üyelerinin geçirdiği sürecin her anında aktif rol alabilmesi ve oluşturulan oyunun ortak ürün olarak ortaya konulabilmesi için kuruluşundan bu yana yönetmensiz toplu çalışma anlayışını benimsiyoruz.

Şu ana kadar çeşitli okumalar üzerine ve seçtiğimiz radyo tiyatro örnekleri üzerine yaptığımız tartışmalarla geçirdik.Sürecin devamında yeni dönemleri topluluğumuza alıp sene içindeki sürecimizi online platforma aktararak devam etmek niyetindeyiz. Sene içinde seçtiğimiz kısa oyunları ve o sene için seçtiğimiz ana oyunumuzu okul seyircisine ve Ege Üniversitesi, ODTÜ ve İTÜ gibi çeşitli üniversitelerin düzenlediği şenliklerde gösterime sunuyoruz.

Boğaziçi Üniversitesi Siyasal Bilimler ve Uluslararası İlişkiler Kulübü

Boğaziçi Üniversitesi Siyasal Bilimler ve Uluslararası İlişkiler Kulübü, sosyal bilimler disiplinlerinde öğrenim görme şartı olmaksızın, gönüllülük esasına dayalı işleyen bir öğrenci kulübüdür. Tarih, toplumbilim, iktisat ve beşeri bilimler bağlamında üyelerine bütünlüklü bir sistem ve yöntem yaklaşımı kazandırmayı hedefler. Bu doğrultuda etkinlikler ve atölyeler düzenler, yayınlar yoluyla yazılı üretim yapar. BÜSUIK, Boğaziçi Üniversitesi kulüplerinin kültürünü, üniversite deneyimine katkılarını önemser. Ders dışı ilgi alanlarının geliştirilmesi için kulüpler arası etkileşimi arttırmayı, etkinliklerini süreklileştirmeyi hedefler. BÜSUIK Boğaziçi Üniversitesi’nin doğa bilimleri ve sosyal bilimlerde temel birikime verdiği önemi destekler, Humanities, History ve Science kodlu derslerin kazandırdığı birikimi güncel siyaset ve kültür tartışmaları üzerinden derinleştirmeyi hedefler.

Pandemi döneminde de atölye ve panel gibi faaliyetlerimizi dijital ortamlar üzerinden devam ettiriyoruz.

Kadınlar Durduracak

FKF MYK Üyesi Gökçe Yılmaz

Şiddet ve kanla beslenen bir diktatörü deviren, demokrasi ve özgürlük savunucusu Mirabel kardeşlerin mücadelesinin günümüz kadın hareketine mirası niteliğinde olan, yüzyıllardır bütün sınıflı toplumlarda sistematik bir biçimde süregelen kadına yönelik şiddeti durdurmak için sokaklara indiğimiz 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’nü bu sene pandemi koşulları içerisinde karşıladık. Peki, bu yıl bütün dünyada etkisini gösteren salgına rağmen hayatları ve hakları için direnen kadınlara 25 Kasım neyi ifade ediyordu?

Bir yandan Kadına yönelik şiddetin her alanda arttığı, dinci gericilik eliyle kadınların tüm özgürlüklerine saldırıldığı, “yaşamak istiyorum” diyen kadınların katledildiği ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği bir ülke atmosferinde mücadele ederken bir yandan da iktidarın pandemiyi kadın düşmanlığı açısından fırsata çevirmesine tanık olduk. Ev içindeki karşılıksız emeğimiz artarken, işsizlik ve güvencesizlikle boğuşurken önce HSK genelgesiyle failler lehine 6284 sayılı kanun askıya alındı, hiçbir önlem alınmadan infaz yasasıyla şiddet failleri salıverildi. Yine fırsat bu fırsat denerek İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış tartışmaları başlatıldı.

Bu süreçte hakim ideolojinin beslediği, dinci gericiliğin yükselttiği kadın düşmanlığının virüsten bile daha tehlikeli olduğunu gördük. Hayatlarımıza, haklarımıza ve özgürlüklerimize saldıran iktidara ve onun kadın düşmanı politikalarına karşı direnen kadınlar olarak birlikte mücadele etme kararlılığımızdan vazgeçmedik. Kadın cinayetlerinin hesabını sorduk, şiddete karşı dayanışmayı yükselttik ve en önemlisi sırf tarikatlara yaranmak için İstanbul Sözleşmesi’ne saldıran yobaz zihniyete geri adım attırmayı başardık. 25 Kasım günü ise pandemi şartlarında da olsa bir tek biz değil tüm dünyadaki kadınlar sokaklara inerek, şiddete karşı seslerini yükseltti.

Toplumsal mücadele alanlarının çoğunda ne yazık ki artık görülemeyen bir kitlesellik ve irade ile yasaklı meydanlarda tüm baskıların karşısında eylem yapabilmek bile başlı başına bir başarı ancak kadınlara yönelik Cumhuriyet tarihinin en şiddetli ve sistematik saldırısı gerçekleşirken dayanışmayla kazanan, devletlere iktidarlara geri adım attıran biz kadınların şiddeti durdurmak için önünde artık daha büyük hedefler olmak zorunda. Çünkü kadına yönelik şiddeti besleyen toplumsal koşullar, ideolojiler ve siyasi iktidarla mücadele edilmeden kadınların kurtuluşu mümkün olmayacak.

Şiddetin her türü; iktidarın kadın düşmanı gerici politikalarından, faillere cesaret veren cezasızlık düzeninden, toplumsal hayattaki her türlü eşitsizlikten beslenirken FKF’li Kadınlar olarak tüm genç kadınları bu mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Kadınların her türlü şiddete ve sömürüye açık hale getirilmek istendiği bu düzende; okulumuzda, mahallemizde, sokakta, meydanlarda yalnız olmadığımızı haykırıyoruz. Kadına yönelik şiddeti, körüklenen gericiliği ve laiklik dışı politikaları kadınlar durduracak. Yani bizler durduracağız!

FKF'ye Katılmak için: